Biz ülkemiz canlı müzik sektöründeki "ilk" 18. yaşımızı kutluyoruz! Eyüp S. İblağ'ın bir müziksever hayalleriyle 1 Nisan 1991'de kurduğu Major bugüne dek ülkemize rock, pop, caz, blues, reggae ve diğer türlerin en önemli sanatçılarını getirdi. Hayali kuşaklar boyunca kurulan bu sanatçılar arasında, hepsi ilk kez Major tarafından getirilen DEEP PURPLE, PAGE & PLANT, JETHRO TULL, ALAN PARSONS LIVE PROJECT ve IAN GILLAN başta olmak üzere, RITCHIE BLACKMORE'S NIGHT, SLAYER, JOSE FELICIANO, THERAPY?, BEN HARPER, FISH, OVERKILL, INFLAMES, DORO, JOHN MAYALL & THE BLUESBREAKERS, THE CARL PALMER BAND, THE RANDY BRECKER QUARTET, THE MICHAEL BRECKER BAND, ELVIN JONES JAZZ MACHINE, BILL BRUFORD'S EARTHWORKS, THE DUBLINERS, SPYRO GYRA, COLOSSEUM, KEZIAH JONES, JUAN MARTIN MUSICAL ALHAMBRA, JOJI HIROTA & TAIKO DRUMMERS, NANCY SINATRA, VIKTORIA TOLSTOY, CHUCK MANGIONE, CHARLIE HADEN QUARTET WEST ve daha yüzlercesi var.
Ayrıca Major, 18 yıldır Türkiye'nin en deneyimli festival organizatörlerinden biridir:
1) 1995 yılından bu yana hiç ara vermeden Uluslararası Eskişehir Festivali'nin (www.eskfest.org) organizasyonunu yapmaktadır.
2) 2005 yılında Türkiye'nin en iyi rock festivallerinden olan ve ilk yılı olmasına rağmen yurtdışından da izleyici çeken, Istanbul Rock Republic Festival'i (www.rockrepublic.org) yaptık. Sarıyer'de düzenlediğimiz ve 25 grubun katıldığı bu 3 günlük festivale, ilk yılı olmasına rağmen 10.000 izleyici çektik ve Slayer, In Flames, Overkill, Doro gibi kendi tarzlarının en önemli isimlerini hiçbir sponsor katkısı olmadan getirdik. (Slayer'ı daha önce 1998 yılında da getirmiştik).
3) 1994 ve 1995 yıllarında, her biri 30 gün süren 7. ve 8. Uluslararası Yapı Kredi Gençlik Festivali'nin;
4) 1997 - 2000 yılları arasında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda düzenlenen Uluslararası Boğaziçi Festivali'nin organizasyonlarını yaptık.
Ayrıca Türkiye'nin en önemli konser salonlarından CRR Konser Salonu'nda 1994 - 2005 yılları arasında ağırlıklı olarak caz, blues, flamenko, tango etkinliklerinin ana organizatörlerinden biri olduk.
Aşağıda 1991'den bu yana getirdiğimiz bazı sanatçıların listesini bulacaksınız.
Rock Republic Festival'de önce sis dumanları arasında Dave Lombardo ardından diğer üçü çıktı sahneye ve Tom Araya'nın çığlıklarının ardından "Disciple" ile başladılar şovlarına. Ama ne şov! 10 bin kişi aynı anda coşuyor, sahnedeki 4'lü ise adeta İstanbul'un kuzeyine cehennemi yaşatmaya gelmişçesine çalıyorlardı. İlk şarkının ardından Tom Araya'nın gülümseyen gözlerle İstanbul seyircisini uzun uzun süzüşü uzun yıllar boyunca unutulmayacak. Ardından yükselen vahşi bir haykırış: "İstanbul, savaşa hazır mısın?" ve "War Ensemble!" Festivalin sloganı olan "Temmuzda İstanbul'un Kuzeyinde Yer Yerinden Oynayacak" cümlesi tüm gerçekliğiyle vuku buluyordu adeta.
Macy Grayönceki akşam İstanbul'da Parkorman'daki konserine babaanne kostümüyle çıktı. Ama ne babaanne..Süper babaanne!..Onun için 'Neo-soul'un deli kızı' diyorduk. Abartmamışız. Kendisi gibi tatlı kaçık grubuyla birlikte Macy Gray delidolu iki saat yaşattı. 'Bonus'ta 'premium' seviyesini tutturmuş saçlarıyla verdiği konserinde başlama vuruşunu, ilk albümü 'On How Life Is'den 'Sex-O-Matic Venus Freak'le yaptığı konserinde Gray, daha ilk dakikasında 'güzel', 'seksi', 'enfes' diye iltifatlar yağdırdığı seyirciyi avucunun içine aldı. Bir daha da bırakmadı. 'I Try', 'fırlamaların fırlaması' 'Sexual Revolution', 'When I See You', 'Do Something', 'Relating To A Psychopath', 'I've Committed Murder' da dahil bir bir söyledi. Velhasıl deliyle deli olunan bir konserdi. 'Söylesin' diye beklediğimiz şarkıları oldu. Söylemedi ama olsun. Bir dahaki sefere..
JETHRO TULL - 13 Mayıs 2000 ve 30 Mayıs 2004, Açıkhava Tiyatrosu, Istanbul
Jethro Tull'ın 2000 ve 2004 yıllarında yaptığımız konserleri, hem şirketimiz hem de izleyiciler için uzun yıllar hayali kurulan bir rüyanın dört yıl arayla iki kez görülmesi gibiydi. "Too Old to Rock'n'roll", "Thick As A Brick" ve "Bouré" gibi progressive rock'ın köşe taşlarının İstanbul'un serin ilkbahar akşamlarında yankılandığı Açıkhava Tiyatrosu'ndaki izleyenlerin her biri kendilerini tutamayan koro üyesi gibiydiler. Progressive rock'ın dahi adamı Ian Anderson'ın benzersiz sesi ve flütü sahneden ilk duyulduğunda binlerce göz ve kulak için o günler tarihe geçti. Kimbilir belki bir gün sahnenin perdesi üçüncü kez açılır ve o rüya tekrar görülür. Her şey Ian'ın her zamanki gibi beklenmedik bir telefonuna bakar...
O rock'ın belki de gelmiş geçmiş en "huysuz" gitarcısı. Ama onu dinleyenler için bunun hiç önemi yok çünkü "o benzersiz bir gitar kahramanı". Deep Purple'ın sayısız rock klasiğinin gitar riflerinin yaratıcısı...Uzun yıllar anlaşmakta zorluk çektiği Ian Gillan'ı bahane ederek Deep Purple'dan ayrılıp Blackmore's Night'ı kurduğunda artık Deep Purple parçalarını ve rock çalmamaya yemin etmişti. Ama İstanbul'un benzersiz havası ve Yedikule Zindanları'nın büyüleyici atmosferini bütünleyen organizasyondaki kusursuzluk ona yeminini bozdurdu. Konserin son 30 dakikasında kimsenin beklemediği bir şey yaptı, Deep Purple'ın klasiklerini çaldı. İşte yandaki fotoğraf bu anlardan birinin tanığıdır, tıpkı oradaki binlerce Ritchie hayranı gibi. Unutulmaz bir geceydi. Sen çok yaşa Ritchie!...
Parkorman’da tarihi an geliyor. Uraih Heep 34 yıl sonra Türkiye’de canlı olarak karşımızda. Muhteşem bir sound. Yerinde duramayan bir solist Bernie, Mick’in Black Beauty ile muhteşem soloları. Birbiri ardına gelen Uriah Heep klasikleri. Davulun başında gümbür gümbür bir Lee Kerslake. Uriah Heep’in İstanbul konseri hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki! Kendimizi müziğin büyüsüne kaptırmıştık. Son parça Mick’in akustik gitarıyla başlayan “Lady in Black”de tüm Parkorman parçayı birlikte söyledik. Muhteşem bir finaldi, büyük bir finaldi. Alkışlar, tezahürat durmadı.
Istanbul'un konser tarihine altın harflerle yazılmış, daha önce hiç benzeri yaşanmamış iki muhteşem konserdi. Etkisi o kadar büyüktü ki, yandaki fotoğraf uluslararası bir canlı müzik sektör dergisinde 5 Nisan 2007'de yayınlandı. Dünyada verdikleri binlerce konserin, onbinlerce fotoğrafın arasından arkada Major logolu bu fotğrafın hala kullanılıyor olması 9 yıl sonra gururumuzu tazeledi. Karizmatik solist Robert Plant'in sesini, alçak gönüllü Jimmy Page'in gitarını bu kadar yakından, "aracısız" dinleyen kulaklar o geceleri asla unutamayacak. Dışarıda kar fırtınası, içeride Türkiye'nin her yerinden o geceyi yaşamaya gelen binlerce hayranın ısıttığı salonda yankılanan Led Zeppelin klasikleri "Whole Lotta Love", "Gallow's Pole", "Kashmer" ve diğerleri... Aynı salonda gerçekleştirdiğimiz Alan Parsons Project konserinden 1.5 ay sonra, ondan daha da büyük bir rüyayı, rock müziğinin belki de en büyük grubunu getirerek gerçekleştirmiştik...Tam üç ay sonra gerçekleştireceğimiz bir başka rüyanın, Deep Purple'ın hayallerini kurarak benzersiz zevkler yaşamıştık o gece Bostancı'da...
DEEP PURPLE - 1 ve 2 Haziran 1998, Açıkhava Tiyatrosu, Istanbul
Deep Purple'ın 1 ve 2 Haziran 1998'de Açıkhava Tiyatrosu'ndaki konserlerinin başka bir anlamı vardır. O da, uzun yıllar sadece hayalleri süsleyen bu efsane gruba o yılki dünya turnesini Istanbul'dan başlatma başarımızdır. Konserlerden önce tam 5 gün boyunca İTÜ'nün spor salonunda dünya turnesine hazırlanmaları ve tüm turnenin sahne düzenini burada planlamaları sadece bizim için değil tüm sevenleri için de bir gurur kaynağı olmuştu. İki gece üstüste tıklım tıklım dolu Açıkhava Tiyatrosu o güne kadar hiç böyle bir bilet kuyruğu ve izleyici profili görmemişti. Grup üyelerinin hala kendi aralarında ve dost toplantılarında bu konserlerden övgüyle bahsettiklerini biliyoruz (Roger ve Ian'dan). Aslında, Ian Paice'in ikinci gecenin hemen ardından ettiği sözü hala kulaklarımızdan gitmiyor: "Keşke yarından itibaren İtalya konserlerimizi de siz organize etseydiniz!" Başka söze gerek var mı?
Alan Parsons Türkiye’deki ilk konserlerini yenilenen grubuyla vermişt. Basın toplantısında “daha önce neden gelmediniz?” sorusuna “Davet edilseydik gelirdik” demişti. Bunu da ilk biz yaptığımız için gururluyduk ve 1998 yılındaki “Efsaneler” konser dizimizin ilk konserini bu büyük müzik adamının projesiyle başlatmıştık. Ve işte “Eye In The Sky”, “Gaudi”, “Vulture Culture”ın yaratıcısı karşımızdaydı. İki kez bis yapmak zorunda kalan Alan Parsons’ın konseri bizim o kış yaptığımız ikinci konserdi. O yıllarda kışın hiçbir konser yapılmayan İstanbul’da, ilk kez Therapy ile denediğimiz bu organizasyonları Alan Parsons ve Page & Plant’le devam ettirmiştik. Arkadan gelenlerin önünü açtığımız için ayrıca memnunuz... Yandaki fotoğraf için,Türkiye'de tanıdığımız en büyük rock fanlarından biri olan dostumuz Bora Çetin'e teşekkür ederiz...
THERAPY? – 3 ve 4 Ekim 1997 / Istanbul Bostancı Gösteri Merkezi ve Ankara Saklıkent
Therapy?'nin 1997'deki Istanbul ve Ankara konserlerindeki performansları gerçekten inanılmazdı. Böylesine trans hale geçebilen, hipnotize edici ve küçük dilini yutturan bir performans çok az izlenmiştir Türkiye'de. Bu konserlerin bizim için ayrı iki anlamı daha vardı. Birincisi, o güne kadar kış aylarında Türkiye'de konser anlamında tam bir çoraklık vardı. Biz bunu ilk olarak bu konserle yıktık ve arkasını da sırasıyla bir kaç aylık aralarla Slayer, Alan Parsons Page & Plant'le getirdik. İkincisiyse, tüm organizatörlerin korkulu rüyası olan sponsorsuz konserlerin Türkiye'de ilk adımını da bu konserle bizim atmış olmamızdır. 2000'li yıllarda başka bir organizatör tarafından başarılamayan ikinci Therapy konserlerinin ardından grubun yayınladığı basın bülteninde hala 1997 yılında bizim yaptığımız konserlerden övgü ve sevgiyle bahsediyor olmaları bizim için çok değerli.
Havada tipi fırtınası, içerde 10.000 Ian Gillan hayranı!.. “Istanbul’dan Ian Gillan Geçti”, "Istanbul'dan Bir Dev Geçti" başlıklı gazeteler. Aylar sonra bile konserin etkisinden kurtulamadığını söyleyen müzik yazarları... Deep Purple'ın sesi Ian Gillan'ın 47 yaşında attığı çığlıklar, Lütfi Kırdar Spor Salonunu dolduran 10.000 Türk rock severin kendinden geçmesine yetiyordu. Hatta Smoke On The Water bestelendiğinde doğmamış olan gençler Gillan’ın çığlıklarını bile bastırıyordu, büyülenmiş gibiydiler. O, Deep Purple’ın sesiydi ve kendisi bilmiyordu ama Türkiye’nin “ilk” rock konserini vermişti, bunu da biz başarmıştık...İşte o gün Türkiye’nin konser hayatının geleceğini tümden değiştirdiğimizi, bu konserin milat olacağını biz de bilmiyorduk!.. Artık tipi fırtınaları arasında kışın da salonları dolduracak efsane rockçıları “sponsorsuz” getirebileceğimizi göstermiştik...